Tag Archives: vagabond

Mercedes-Benz Kamera Karşısında

Günlerdir çekimdeyiz, şuracıkta güzelim karelerden birkaçını yayınlayacak fırsat bulamadık.

Çekimlerde kullanacağımız araçları seçtik, onları kuliste güzelce ağırladık, makyajlarını yaptık, bir dediklerini iki etmedik. Onların da bizden memnun kaldıklarını düşünüyoruz ki çok güzel pozlar verdiler. Anlayacağınız, Mercedes bizim için artık yaşayan bir organizma haline geldi.

Reklamlar

Orijinal Etkisi

Ekipçe yoğun bir şekilde düşünerek, araştırarak ve en önemlisi eğlenerek hazırladığımız bir kampanya oldu. Hatta, oto sanayilere gittik, atölyelere girdik çıktık, sanayici emektarların bi’ çayını içtik, düşündük.

Sonuç gayet güzel. İçimize sinen, ne dediğini bilen etkili bir kampanya oldu. Kimisine göre kelebek etkisi, kimisine göre kartopu-çığ. Mercedes-Benz’e göre orijinal yedek parça etkisi:))


Kampanyanın devamı için tıklayın.

Reklamveren:
Mercedes-Benz Türk
Reklamveren Yetkilisi: Gamze Şulen, Başak Demiryumruk, Aslı Özbiçer
Reklam Ajansı: Vagabond
Yönetici Direktör: Onur Tuğman
Yaratıcı Grup Lideri: Serhan Acar
Yaratıcı Ekip: Kemal Akbay, Bilun Benli, Ahmet Güney, Erdem Mermer,Yeliz Kar, Bekir Karaca
Müşteri İlişkileri: Selim Ceylan, Onur Türktan
Kullanılan Mecra: Basın, Outdoor, İnternet

Vagabond’un Fiber Markası: MetroNet

Sunduğu fiber hizmet ile müşterilerine internet özgürlüğü sunan MetroNet, Vagabond’u seçti. Biz de hızlarına hız katmak için kolları sıvadık.

Grafik Tasarım’dayız

Reklam sektörün deneyimli isimlerinden, hatta ajans içindeki yol göstericimiz Murat Şam, bu ay Grafik Tasarım Dergisi’nin konuğu oldu. Hayatı ve yazısını sizlerle paylaştık.


1971 İstanbul doğumlu. Grafik tasarımla İstanbul Matbaa Meslek Lisesi’nde okurken tanıştı. 1989 yılında sektördeki ilk işyeri olan Ajans Ultra’da grafiker olarak çalışmaya başladı. Ertesi yıl Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi’ne girince ilk sene öğrenciliğin keyfini çıkarmak için çalışmaya ara verdi. İkinci sınıftan itibaren yarı zamanlı da olsa çalışma hayatına, reklam ajansına geri döndü. 1994 yılında lisans, 1997 yılında da yüksek lisans eğitimini tamamladı.

Sektörde çalıştığım ajansların hepsiyle de uzun soluklu birliktelikler yaşadım. Böylece hizmet verdiğim markaları tanıma süreçlerini iyi değerlendirip daha başarılı kampanyalara ve satan reklamlara imza atma şansım oldu. Tam 21 senedir sürdürdüğüm “grafik tasarımcılık” mesleğime farklı ajanslarda farklı unvanlarla devam ettim. 7 sene önce çalışmaya başladığım Vagabond’da keyifli bir ekiple ve  keyifle üretmeye devam ediyorum.

Grafik tasarımı, “farklı alanlarda farklı konulara hizmet eden disiplinlerarası küresel bir dildir” sözleriyle ifade ediyor Alice Twemlow, “Grafik Tasarım Ne İçindir?” kitabını anlatan özet metninde.

Ben, önceki adıyla “Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu”nun, yani sanat ve endüstriyi, form ve eleştiriyi birleştiren anlayışın mezunuyum. Kişisel bakış açımla en iyi örtüşen, ayrılmaz bir bütün olarak gördüğüm tasarım-üretim ilişkisini pekiştiren bir öğretinin içinde oldum hep. Okul ve işi eş zamanlı yürütmemin de rolü vardır mutlaka. Hatta okuldaki öğretmenlerim kadar sektördeki ustalarımın da!

Bu memlekette reklam sektöründe “grafik tasarımcı”lık gerçekten zor. Bir kere sanat yapmıyorsunuz, tamamen endüstriyel bir iş bu. Elbette tüm tasarım dallarında olduğu gibi grafik tasarımda da sürecin özü fikre dayanıyor. Yaratıcı fikirlerle yola çıkılmamış her tasarım farkedilirlikten yoksun olmaya mahkumdur. Ancak reklam sektöründe asıl zorluğu yaratan grafik tasarımlarınıza getirilen kısıtlardır. Bence en önemli kısıt yoğun algı fırtınası içinde uçuşup duran görsellerden sıyrılma ve hedef kitleye istenen mesajı iletme kaygısıdır. Bu müşteri güdümünün bir sonucudur. Elbette reklamveren de reklam ajansı da satan reklam yaratmak için çalışmalıdır. Olağan üstü yaratıcı bir fikrin geri planda kalması ya da on numara bir fikrin anlaşılamaması, harcanan paraların çöpe gitmesine de sebep olabilir.

Düşünsenize, hayatımızda grafik tasarım ne kadar çok karşımıza çıkıyor. Bazen izlediğimiz bir filmin jeneriğinde, bazen bir ofisin yönlendirmelerinde, hatta 3-5 kelimeyle anlatamadıklarımızı bir piktogramda görmek mümkün çoğu zaman. Okuduğumuz gazete, dergi ve kitaplar, giydiğimiz tişörtler, video klipler, afişler, ilanlar… Hele hele günümüzün gözde mecrası dijital ortamlar. Neredeyse günün çoğunu karşında geçirdiğimiz bilgisayar ekranlarında iletişim çağının en önemli ögesi internet ve getirdikleri. Site tasarımları, irili ufaklı reklam alanları, oyunlar… İnanılmaz derecede çokça rastlaşıyoruz grafik tasarımla!

Yaratıcı fikri en hızlı şekilde algılatabilmek için estetik ve doğruyu bir araya getirmeye çalışırken, grafik tasarımcının kendinden ve kültüründen bir şeyler katması kaçınılmazdır. Kendinden olmayan bir şeylerle kendini, fikrini ifade etmesi hayli zor olacaktır. Tasarımcının sokakta gördüğü, evde konuştuğu, kitapta okuduğu, kulak misafiri olduğu nice konu, kıyısından köşesinden işine de bulaşacaktır mutlaka. Çünkü grafik tasarım iletişim kurmak içindir ve bu iletişimin asıl hedefi hayatındaki bu değerlerdir. Uluslararası markaların yerel anlatımlarla bezenmiş reklam fikirleri de böyle oluşmuyor mu zaten? Network ajanslarının merkezden gelen yüksek bütçeli yapımlarına kafa tutan hatta daha çok sattıran, yurdum insanına “senin yerin burası” diyen nice yaratıcı fikir ve tasarımlar da bunun göstergesi değil mi?

Grafik tasarımcının, tasarlatıcısı çoktur! Kiminin tasarımcısı ta kendisidir, kimininkinin de müşterisinin bakış açısı. Kimi başka tasarımcılar için tasarlarken kiminin de gözü çalışmalarının hedef kitlesinden başkasını görmez. Belki de grafik tasarımın anlatım zenginliğini desteleyen bu farklı bakış açılarıdır.

Sanırım ben kendisi için tasarım yapanlar sınıfına giriyorum 🙂 Elbette bu müşteri isteklerini yok saydığım anlamına gelmez ama tamamen müşteri güdümünde işler çıkartmak da bana göre değil.

Son sözüm bu işi bilgisayar programı öğrenmekle bir tutanlara…

Bu memlekette “yapması en kolay” iki meslekten biri bizimki. Biri futbol yorumculuğu, diğeri grafik tasarımcılık. Hele hele son 10 yıldır nitelikli sektör çalışanlarının kuyusunu kazan, muhasebe kursundan bozma 3 ayda güya “grafik tasarım eğitimi” veren kurumlar türedikten sonra yerden mantar gibi bitenlerin balıklama daldığı bu meslekte “bitmiş işin üzerine herkesin söyleyecek iki lafı” bulunuyor illa ki!

SİZ YETER Kİ İSTEYİN! PİYASA’LARI BASARIZ!

Yeni yıla girmeden, eski yılda yaşadıklarımızı karikatür hatıratı şeklinde ölümsüzleştirdik. Bu dev eseri isteyen herkese POSTALIYORUZ!!!

NOT: Adres bilgilerinizi info@vagabond.com.tr adresine yollayın, ertesi gün PİYASA’yı ele geçirin!!!

Seda’dan İçimizi Isıtan Bir Kış Kampanyası

Mercedes-Benz Kış Kampanyası için çalıştığımız şu günlerde Seda‘nın içimizi ısıtan bu hareketi, adeta bünyelere ilaç, gecelere ışık oldu.

Viva la Sedaa!!!

DÜNYANIN REKLAMCILARI İSTANBUL’DA! VAGABOND’LA!

Dünyanın en önemli bağımsız reklam ajanslarının katılımıyla, her yıl dünyanın önemli merkezlerinde düzenlenen IN Convention, 2011*’de IN Network’ün Türkiye’deki temsilcisi VAGABOND(biz oluyoruz bu) ile birlikte İstanbul’da.

Nokia, Motorola, Burger King, Vodafone ve Nestle gibi önemli markalarla çalışan 50 reklam ajansının İstanbul’da toplanmasıyla birlikte Türk ve yabancı reklam/reklamverenler bir araya gelecek, çeşitli seminerler ve workshoplar düzenlenecek.

Ajansca öncelikle hop hop hoplarken, sonra pek pek düşünürken, çok çok güzel işlerle karşınızda olacağız. Bekleyin efendim!

İşte, size Para Dergisi’nin bu haftaki önsözüyle merhaba diyoruz!

* 13-15 Mayıs, 2011


http://img215.imageshack.us/img215/8307/inpara.jpg